Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Meali Sayfa 546
4. Çünkü onlar, Allah'a ve Elçisine karşı geldiler. Kim Allah'a karşı gelirse, şunu iyi bilsin ki, Allah'ın cezası çok çetindir.
Müminlerin savaş esnasında yaptıkları tahribata gelince:
5. Ey inananlar! Nadir Oğulları'nın kalesini kuşattığınız sırada, askerî harekâtı engelleyen herhangi bir ağacı kesmeniz veya harekâta mani olmayanları kökleri üzerinde bırakmanız hep Allah'ın izniyle ve tamamen O'nun rızasına uygun idi. Çünkü O, yoldan çıkan inkârcıları cezalandırmak için müminlere bu izni vermiştir. Gerçi savaş halinde bile olsanız, düşmanınızın tarlalarını, bağlarını bahçelerini, evlerini, üretim yerlerini vs. gereksiz yere yakıp yıkmanıza izin verilmemiştir. Fakat yeryüzünü fesada boğan zalimlerin gücünün kırılması için bu tür bir tahribatın yapılması zorunluysa, o zaman bunda hiçbir günah yoktur.
6. Allah'ın, ciddi bir çarpışmanın yaşanmadığı bu kuşatma sonucunda onlardan alıp Elçisine verdiği mal, mülk, silah, arazi, bahçe ve benzeri fey'lere gelince, onlar diğer ganimetler gibi askerler arasında paylaşılmayacak, aşağıdaki ayette belirtilen gruplar arasında dağıtılacaktır. Çünkü siz ey mücahitler, bunları ele geçirmek için ne at, ne de deve sürüp düşmanla çarpışmaya girmediniz. Fakat Allah, İslâm nizamının temsilcisi olan Peygamberini kâfirlere galip kılarak, İslâm toplumunun güçlenmesinde kullanması için bu nimetleri onun tasarrufuna devretti. Çünkü Allah, elçilerini dilediğinin üzerine gönderir de, zalimlerin kalplerine korku salarak onları yenilgiye uğratır. İşte bu kuşatma da aynen böyle olmuştur. Unutmayın ki, Allah'ın her şeye gücü yeter.
Ganimet, savaş yoluyla düşman ordusundan ele geçirilen silah, teçhizat, hayvan, altın ve benzeri menkul mallardır. Bunun hükmü 8. Enfal:1 ve 41'de açıklanmıştı. Bir ülke savaşılarak fethedilmiş bile olsa, o ülkenin toprağı, evleri, menkul ve gayrimenkul malları ganimet değil, fey'dir. Aynı şekilde, savaşılmadan ele geçirilen "ganimetler" de fey'dir ve şu şekilde paylaştırılmalıdır:
7. Allah'ın, fethedilen bu şehirlerin halkından alıp Elçisine verdiği fey malları şu şekilde taksim edilir:
1-Bu mallar öncelikle Allah'ın, yani O'nun fakir ve muhtaç kullarının,
2-Peygamberin ve onun vefatından sonra İslâm Devlet başkanının,
3-Savaşta şehit düşen askerlerin yakın akrabalarının,
4-Yardıma muhtaç yetimlerin,
5-Diğer yoksulların
6-Ve evinden yurdundan uzak düşmüş, memleketine dönemeyecek şekilde yolda kalmış olanların hakkıdır.
Allah, bu tür düzenlemelerle aranızdaki fakirleri de kalkındırmak istiyor ki, böylece mal ve servet, sadece zenginlerinizin arasında dolaşıp duran bir güce dönüşmesin.
Öyleyse, dünya ve âhirette kurtuluşa ermek istiyorsanız, Peygamberin Allah'tan aldığı yetkiyle size getirdiği hayat prensiplerini gönülden benimseyerek alın; sizi yasakladığı şeylerden de uzak durun. Diğer bir deyişle, Allah'tan gelen ilkeler ışığında hayatınıza yön vererek kötülüğün her çeşidinden titizlikle sakının. Unutmayın, Allah'ın cezalandırması çok çetindir.
8. Evet, bu mallar, yoksulların, özellikle de, zulmün egemen olduğu öz yurtlarını terk ederek Allah yolunda İslâm diyarına hicret eden muhacirlerin hakkıdır. Çünkü onlar, yalnızca Allah'ın lütuf ve rızasını aradıkları bir de Allah'ı ve Elçisini destekledikleri için mallarına mülklerine el konularak yurtlarından sürülmüşlerdir. İşte onlar, gerçekten sözlerinde duran dosdoğru insanlardır.
9. Onlardan önce o diyarı yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan Medineli fedakâr Müslümanlara gelince, onlar, kendi ülkelerine göç eden bu muhacirleri kendi canları gibi severler ve onlara fazladan verilen ganimetlerden dolayı içlerinde en ufak bir kıskançlık, bir burukluk duymazlar. Hatta kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile, daha muhtaç durumda olan mümin kardeşlerini kendilerine tercih ederler. Unutmayın, her kim nefsinin bencillik, kıskançlık, cimrilik, açgözlülük gibi tutkularından korunursa, işte dünyada ve âhirette kurtuluşa erecek olanlar onlardır.