Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Meali Sayfa 517
12. Ey iman edenler! Aşırı zandan kaçının, çünkü zannın bir kısmı günahtır. Günah olan zan, asılsız tahminlere ve evhamlara dayanarak insanları suçlamak veya cezalandırmaya kalkışmaktır. O hâlde, ne kadar çok zanla hareket ederseniz, yanılıp günaha girme ihtimaliniz de o derece artacaktır.
Bir de, evleneceği kişinin durumunu araştırma veya büyük suçluları takip etme gibi meşru bir sebebe dayanmadıkça, birbirinizin mahrem yönlerini araştırmayın ve olası bir haksızlığı engellemek amacıyla evlilik, iş ortaklığı ve benzeri konularda taraflara önbilgi vererek uyarma veya şahitlik yapma durumu hariç, insanların ayıp ve kusurlarını lüzumsuz yere sayıp dökerek birbirinizi arkadan çekiştirmeyin. Hiçbiriniz, başka birinin arkasından onun hoşlanmayacağı sözler söylemesin. İçinizden hanginiz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır? İşte bundan tiksindiniz değil mi? Oysa gıybet, bundan daha tiksinti verici bir günahtır. Öyleyse, Allah'tan gelen ilkeleri çiğnememe konusunda son derece titiz ve dikkatli davranın, dürüst ve erdemlice bir hayat sürerek kötülüğün her çeşidinden sakının! Allah'ın rahmetinden de hiçbir zaman ümidinizi kesmeyin! Doğrusu Allah, içtenlikle yapılan tövbeleri kabul edendir, çok ama çok merhametlidir.
13. Ey insanlar! Gerçekten Biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık ve birbirinizle tanışıp rahat, huzur ve kardeşlik içinde bir hayatı yaşamak için iyilikte, güzellikte yarışasınız diye sizi ırklara, boylara ayırdık. Hepiniz Âdem ve Havva adındaki bir anne babanın çocuklarısınız. Dolayısıyla, herhangi bir ırkın veya sınıfın diğerine üstünlüğü söz konusu olamaz. Gerçek şu ki, Allah katında en üstün ve en değerli olanınız, takva bakımından en ileride olanınızdır. Irk, renk, zenginlik, güzellik, makam, şöhret, güç gibi özellikler, İslâm'a göre üstünlük ölçüsü değildir. İlâhî değer ölçülerine göre en kıymetli, en saygıdeğer insan, ahlâkî erdemler bakımından en önde olan insandır. Ey insanlar! İyi kötü, doğru yanlış, güzel çirkin, üstün aşağı gibi bütün değer ölçülerinizi Allah'ın kitabından almalısınız. Çünkü Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdar olandır.
14. Yüzeysel olarak Müslümanlığı kabul eden bazı göçebe kabileler, "Biz de iman ettik!" dediler. Ey Muhammed! Onlara de ki: "Hayır, siz henüz tam olarak inanmış değilsiniz. Bu yüzden, "İman ettik!" demeyin, fakat "Biz Müslüman olmaya karar verdik ve bize tebliğ edilecek İslâmî hükümlere prensip olarak boyun eğdik!" deyin. Çünkü Kur'an'ın ortaya koyduğu iman ilkeleri, henüz kalbinize yerleşmiş değildir. Bununla birlikte, eğer bundan böyle Allah'a ve Elçisine itaat ederek iman iddianızda samimî olduğunuzu gösterirseniz, elbette Rabb'iniz, yaptığınız hiçbir güzel davranışı karşılıksız bırakmayacaktır. Unutmayın ki, Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
15. Gerçek müminler, ancak Allah'a ve Elçisine yürekten inanan, imanın tadını tattıktan sonra en ağır imtihanlar karşısında bile sarsılmadan ayakta kalabilen, inançlarında en ufak bir kuşkuya kapılmayan ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla fedakârca mücadele eden kimselerdir. İşte iman iddiasında doğru olanlar bunlardır.
16. Ey Peygamber! Bu özelikleri taşımadan da Müslüman olabileceklerini zanneden cahillere de ki: "Dininizin ne olduğunu siz mi Allah'a öğreteceksiniz? Oysa Allah, göklerde ve yerde olanı bilir. Kısacası Allah, her şeyi tam olarak bilmektedir." Hal böyleyken;
17. İman henüz yüreklerine sinmemiş olan bazı cahiller, "Biz Müslümanlarla savaşmadan, kendi irademizle İslâm'a girdik." diyerek, Müslüman oldukları için güya seni minnet altında bırakmak istiyorlar. Böyle kimselere de ki: "Müslümanlığınızı başıma kakmayın! Tam tersine, eğer gerçekten iman iddianızda samimî iseniz, sizi imana eriştirdiği için asıl Allah sizi minnet borcu altında bırakmıştır. Eğer yüreğinizde bu şükür duygusunu taşımıyorsanız, zaten iman etmiş değilsiniz demektir."
18. O hâlde, ey insanlar! Tüm tavır ve davranışlarınızda, şu gerçeği daima göz önüne bulundurun: Hiç kuşku yok ki, Allah göklerin ve yerin bütün gizliliklerini bilmektedir. Tüm evrende neler olup bittiğini bildiği gibi, kalplerinizde taşıdığınız gizli niyet ve düşüncelerden de haberdardır. Bu yüzden, içinizi dışınızı düzelterek iyi bir mümin olmaya gayret gösterin. Unutmayın ki, Allah yaptığınız her şeyi görmektedir.