Sureler
Mealler
Önceki
Tûr Suresi
No Meal                    
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
1 İnmekte olan necme (yıldıza, Kur'an'ın inen miktarına) yemin ederim ki,
2 arkadaşınız şaşırmadı, azıtmadı da!
3 Hevadan (arzusuna göre) söylemiyor.
4 O (Kur'an) sadece vahyolunan bir vahiydir.
5 Ona, kuvvetleri çok güçlü olan öğretti.
6 Bir kuvvet sahibi; hemen duruklandı (doğruldu).
7 O en yüksek ufukta idi.
8 Sonra yaklaştı ve sarktı.
9 Aradaki mesafe iki yay boyu oldu, hatta daha yakın;
10 kuluna verdiği vahyi verdi.
11 Gözün gördüğüne kalp yalan demedi.
12 Gördüğü hakkında şimdi siz, onunla tartışıyor musunuz?
13 Andolsun ki, o onu bir kez daha inişinde gördü;
14 Sidretu'l-Munteha'nın yanında.
15 ki, Cennetu'l-Me'va onun yanındadır.
16 O zaman ki, o Sidre'yi bürüyen bürüyordu.
17 Göz ne şaştı, ne (de sınırı) aştı.
18 Andolsun ki, Rabbinin ayetlerinden en büyüğünü gördü.
19 Siz de gördünüz değil mi Lat ve Uzza'yı?
20 Üçüncü olarak da öteki Menat'ı?
21 Size erkek, O'na dişi öylemi?
22 Öyle ise bu çok hayıflı (haksız) bir taksim!
23 Onlar hiçbir şey değil, sırf sizin ve babalarınızın taktığı kuru isimlerdir. Allah onlara öyle bir saltanat indirmedi. Onlar yalnız zanna ve nefislerinin sevdasına uyuyorlar. Oysa Rablerinden kendilerine doğru yolu gösteren geldi.
24 Yoksa insana her kurduğu hülya mı var?
25 Ama ahiret ve dünya Allah'ındır.
26 Göklerde nice melekler vardır ki, Allah'ın dileyip razı olduğuna izin vermeden önce şefaatleri hiçbir işe yaramaz.
27 Evet ahirete inanmayanlar meleklere dişi adı takıp duruyorlar.
28 Aslında onların buna dair bilgileri yoktu, sadece zanna uyuyorlar. Oysa zan gerçekten yana hiçbir şey ifade etmez.
29 O halde sen de Bizi anmaktan yüz çevirip de dünya hayatından ötesini istemeyen kimselere bakma!
30 İşte budur onların ilimde erişebildikleri son sınır!. Şüphesiz Rabbin, O en iyi bilendir yolundan sapanı, hem de O en iyi bilendir hidayet yolunu tutanı.
31 Bütün göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır! Sonunda kötülük yapanları yaptıkları ile cezalandıracak; güzellik yapanları da daha güzeliyle mükafatlandıracak!
32 Onlar ki günahın büyüklerinden (vebalden) ve çirkef davranışlardan kaçınırlar, ancak ufak tefek kusurlar hariç; şüphesiz ki, Rabbin geniş mağfiretlidir. O sizin her halinizi en iyi bilendir, sizi topraktan meydana getirdiğinde ve sizler analarınızın karınlarında cenin halinde iken. Şimdi nefislerinizi temize çıkarmaya kalkışmayın! O'dur en iyi bilen günahtan korkup sakınanı!
33 Şimdi gördün ya, o haktan yüz çevireni?
34 Biraz verip de dayatıvereni?
35 Gaybın bilgisi yanında da görüyor mu?
36 Yoksa haber mi verilmedi Musa'nın sahifelerinde yazılı olanlar?
37 Ve çok vefakar olan İbrahim'inkindeki?
38 Ki, doğrusu hiçbir günahkar başkasının günahını çekecek değildir.
39 Doğrusu insanın çalıştığından başkası kendinin değildir.
40 Ve elbette çalışması yarın görülecek,
41 Sonra ona en değerli mükafat verilecek.
42 Ve elbette sonunda Rabbine gidilecektir.
43 Doğrusu güldüren, ağlatan O'dur.
44 Doğrusu öldüren, dirilten O'dur.
45 Şüphesiz erkeği, dişiyi iki eş yaratan O'dur.
46 (Rahime) ekildiği zaman bir nutfeden.
47 Şüphesiz sonraki yaratmada O'na aittir.
48 Doğrusu zengin eden, sermaye veren de O'dur.
49 Şüphesiz Şi'ra (yıldızı)nın Rabbi O'dur.
50 Nitekim O helak etti önce gelen Ad'ı.
51 Ve Semud'u da hiç bırakmadı!.
52 Daha önce de Nuh kavmini (helak etmişti); çünkü onlar çok zalim ve çok azgındılar.
53 Mü'tefikey'i de haviyeye attı (altını üstüne getirdi).
54 Sardırttı da onlara o sardırdığını.
55 Şimdi Rabbinin hangi nimetlerine kuşku duyarsın?
56 İşte bu, ilk uyarmalardan bir uyarmadır.
57 Yaklaşan yaklaştı.
58 Ona Allah'tan başka açıcı yoktur.
59 Şimdi siz bu söze mi şaşıyorsunuz?
60 Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
61 Siz mi kafa tutuyorsunuz ey gafiller?
62 Haydi secdeye kapanın ve kulluk edin!
                    Arapça No
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَالنَّجْمِ اِذَا هَوٰىۙ 1
مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوٰىۚ 2
وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوٰىۜ 3
اِنْ هُوَ اِلَّا وَحْيٌ يُوحٰىۙ 4
عَلَّمَهُ شَد۪يدُ الْقُوٰىۙ 5
ذُومِرَّةٍۜ فَاسْتَوٰىۙ 6
وَهُوَ بِالْاُفُقِ الْاَعْلٰىۜ 7
ثُمَّ دَنَا فَتَدَلّٰىۙ 8
فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ اَوْ اَدْنٰىۚ 9
فَاَوْحٰٓى اِلٰى عَبْدِه۪ مَٓا اَوْحٰىۜ 10
مَا كَذَبَ الْفُؤٰ۬ادُ مَا رَاٰى 11
اَفَتُمَارُونَهُ عَلٰى مَا يَرٰى 12
وَلَقَدْ رَاٰهُ نَزْلَةً اُخْرٰىۙ 13
عِنْدَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهٰى 14
عِنْدَهَا جَنَّةُ الْمَأْوٰىۜ 15
اِذْ يَغْشَى السِّدْرَةَ مَا يَغْشٰىۙ 16
مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغٰى 17
لَقَدْ رَاٰى مِنْ اٰيَاتِ رَبِّهِ الْـكُبْرٰى 18
اَفَرَاَيْتُمُ اللَّاتَ وَالْعُزّٰىۙ 19
وَمَنٰوةَ الثَّالِثَةَ الْاُخْرٰى 20
اَلَـكُمُ الذَّكَرُ وَلَهُ الْاُنْثٰى 21
تِلْكَ اِذاً قِسْمَةٌ ض۪يزٰى 22
اِنْ هِيَ اِلَّٓا اَسْمَٓاءٌ سَمَّيْتُمُوهَٓا اَنْتُمْ وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ بِهَا مِنْ سُلْطَانٍۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَمَا تَهْوَى الْاَنْفُسُۚ وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ مِنْ رَبِّهِمُ الْهُدٰىۜ 23
اَمْ لِلْاِنْسَانِ مَا تَمَنّٰىۘ 24
فَلِلّٰهِ الْاٰخِرَةُ وَالْاُو۫لٰى۟ 25
وَكَمْ مِنْ مَلَكٍ فِي السَّمٰوَاتِ لَا تُغْن۪ي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـٔاً اِلَّا مِنْ بَعْدِ اَنْ يَأْذَنَ اللّٰهُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَرْضٰى 26
اِنَّ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ لَيُسَمُّونَ الْمَلٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ الْاُنْثٰى 27
وَمَا لَهُمْ بِه۪ مِنْ عِلْمٍۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّۚ وَاِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْن۪ي مِنَ الْحَقِّ شَيْـٔاًۚ 28
فَاَعْرِضْ عَنْ مَنْ تَوَلّٰى عَنْ ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ اِلَّا الْحَيٰوةَ الدُّنْيَاۜ 29
ذٰلِكَ مَبْلَغُهُمْ مِنَ الْعِلْمِۜ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَب۪يلِه۪ وَهُوَ اَعْلَمُ بِمَنِ اهْتَدٰى 30
وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۙ لِيَجْزِيَ الَّذ۪ينَ اَسَٓاؤُ۫ا بِمَا عَمِلُوا وَيَجْزِيَ الَّذ۪ينَ اَحْسَنُوا بِالْحُسْنٰىۚ 31
اَلَّذ۪ينَ يَجْتَنِبُونَ كَـبَٓائِرَ الْاِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ اِلَّا اللَّمَمَۜ اِنَّ رَبَّكَ وَاسِعُ الْمَغْفِرَةِۜ هُوَ اَعْلَمُ بِكُمْ اِذْ اَنْشَاَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ وَاِذْ اَنْتُمْ اَجِنَّةٌ ف۪ي بُطُونِ اُمَّهَاتِكُمْۚ فَلَا تُزَكُّٓوا اَنْفُسَكُمْۜ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنِ اتَّقٰى۟ 32
اَفَرَاَيْتَ الَّذ۪ي تَوَلّٰىۙ 33
وَاَعْطٰى قَل۪يلاً وَاَكْدٰى 34
اَعِنْدَهُ عِلْمُ الْغَيْبِ فَهُوَ يَرٰى 35
اَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا ف۪ي صُحُفِ مُوسٰىۙ 36
وَاِبْرٰه۪يمَ الَّذ۪ي وَفّٰىۙ 37
اَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىۙ 38
وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰىۙ 39
وَاَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرٰىۖ 40
ثُمَّ يُجْزٰيهُ الْجَزَٓاءَ الْاَوْفٰىۙ 41
وَاَنَّ اِلٰى رَبِّكَ الْمُنْتَهٰىۙ 42
وَاَنَّهُ هُوَ اَضْحَكَ وَاَبْكٰىۙ 43
وَاَنَّهُ هُوَ اَمَاتَ وَاَحْيَاۙ 44
وَاَنَّهُ خَلَقَ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰىۙ 45
مِنْ نُطْفَةٍ اِذَا تُمْنٰىۖ 46
وَاَنَّ عَلَيْهِ النَّشْاَةَ الْاُخْرٰىۙ 47
وَاَنَّهُ هُوَ اَغْنٰى وَاَقْنٰىۙ 48
وَاَنَّهُ هُوَ رَبُّ الشِّعْرٰىۙ 49
وَاَنَّـهُٓ اَهْلَكَ عَاداًۨ الْاُو۫لٰىۙ 50
وَثَمُودَا۬ فَمَٓا اَبْـقٰىۙ 51
وَقَوْمَ نُوحٍ مِنْ قَبْلُۜ اِنَّهُمْ كَانُوا هُمْ اَظْلَمَ وَاَطْغٰىۜ 52
وَالْمُؤْتَفِكَةَ اَهْوٰىۙ 53
فَغَشّٰيهَا مَا غَشّٰىۚ 54
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكَ تَتَمَارٰى 55
هٰذَا نَذ۪يرٌ مِنَ النُّذُرِ الْاُو۫لٰى 56
اَزِفَتِ الْاٰزِفَةُۚ 57
لَيْسَ لَهَا مِنْ دُونِ اللّٰهِ كَاشِفَةٌ 58
اَفَمِنْ هٰذَا الْحَد۪يثِ تَعْجَبُونَۙ 59
وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَۙ 60
وَاَنْتُمْ سَامِدُونَ 61
فَاسْجُدُوا لِلّٰهِ وَاعْبُدُوا 62
                    Ayet No
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
وَالنَّجْمِ اِذَا هَوٰىۙ
İnmekte olan necme (yıldıza, Kur'an'ın inen miktarına) yemin ederim ki,
1
مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوٰىۚ
arkadaşınız şaşırmadı, azıtmadı da!
2
وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوٰىۜ
Hevadan (arzusuna göre) söylemiyor.
3
اِنْ هُوَ اِلَّا وَحْيٌ يُوحٰىۙ
O (Kur'an) sadece vahyolunan bir vahiydir.
4
عَلَّمَهُ شَد۪يدُ الْقُوٰىۙ
Ona, kuvvetleri çok güçlü olan öğretti.
5
ذُومِرَّةٍۜ فَاسْتَوٰىۙ
Bir kuvvet sahibi; hemen duruklandı (doğruldu).
6
وَهُوَ بِالْاُفُقِ الْاَعْلٰىۜ
O en yüksek ufukta idi.
7
ثُمَّ دَنَا فَتَدَلّٰىۙ
Sonra yaklaştı ve sarktı.
8
فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ اَوْ اَدْنٰىۚ
Aradaki mesafe iki yay boyu oldu, hatta daha yakın;
9
فَاَوْحٰٓى اِلٰى عَبْدِه۪ مَٓا اَوْحٰىۜ
kuluna verdiği vahyi verdi.
10
مَا كَذَبَ الْفُؤٰ۬ادُ مَا رَاٰى
Gözün gördüğüne kalp yalan demedi.
11
اَفَتُمَارُونَهُ عَلٰى مَا يَرٰى
Gördüğü hakkında şimdi siz, onunla tartışıyor musunuz?
12
وَلَقَدْ رَاٰهُ نَزْلَةً اُخْرٰىۙ
Andolsun ki, o onu bir kez daha inişinde gördü;
13
عِنْدَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهٰى
Sidretu'l-Munteha'nın yanında.
14
عِنْدَهَا جَنَّةُ الْمَأْوٰىۜ
ki, Cennetu'l-Me'va onun yanındadır.
15
اِذْ يَغْشَى السِّدْرَةَ مَا يَغْشٰىۙ
O zaman ki, o Sidre'yi bürüyen bürüyordu.
16
مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغٰى
Göz ne şaştı, ne (de sınırı) aştı.
17
لَقَدْ رَاٰى مِنْ اٰيَاتِ رَبِّهِ الْـكُبْرٰى
Andolsun ki, Rabbinin ayetlerinden en büyüğünü gördü.
18
اَفَرَاَيْتُمُ اللَّاتَ وَالْعُزّٰىۙ
Siz de gördünüz değil mi Lat ve Uzza'yı?
19
وَمَنٰوةَ الثَّالِثَةَ الْاُخْرٰى
Üçüncü olarak da öteki Menat'ı?
20
اَلَـكُمُ الذَّكَرُ وَلَهُ الْاُنْثٰى
Size erkek, O'na dişi öylemi?
21
تِلْكَ اِذاً قِسْمَةٌ ض۪يزٰى
Öyle ise bu çok hayıflı (haksız) bir taksim!
22
اِنْ هِيَ اِلَّٓا اَسْمَٓاءٌ سَمَّيْتُمُوهَٓا اَنْتُمْ وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ بِهَا مِنْ سُلْطَانٍۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَمَا تَهْوَى الْاَنْفُسُۚ وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ مِنْ رَبِّهِمُ الْهُدٰىۜ
Onlar hiçbir şey değil, sırf sizin ve babalarınızın taktığı kuru isimlerdir. Allah onlara öyle bir saltanat indirmedi. Onlar yalnız zanna ve nefislerinin sevdasına uyuyorlar. Oysa Rablerinden kendilerine doğru yolu gösteren geldi.
23
اَمْ لِلْاِنْسَانِ مَا تَمَنّٰىۘ
Yoksa insana her kurduğu hülya mı var?
24
فَلِلّٰهِ الْاٰخِرَةُ وَالْاُو۫لٰى۟
Ama ahiret ve dünya Allah'ındır.
25
وَكَمْ مِنْ مَلَكٍ فِي السَّمٰوَاتِ لَا تُغْن۪ي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـٔاً اِلَّا مِنْ بَعْدِ اَنْ يَأْذَنَ اللّٰهُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَرْضٰى
Göklerde nice melekler vardır ki, Allah'ın dileyip razı olduğuna izin vermeden önce şefaatleri hiçbir işe yaramaz.
26
اِنَّ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ لَيُسَمُّونَ الْمَلٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ الْاُنْثٰى
Evet ahirete inanmayanlar meleklere dişi adı takıp duruyorlar.
27
وَمَا لَهُمْ بِه۪ مِنْ عِلْمٍۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّۚ وَاِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْن۪ي مِنَ الْحَقِّ شَيْـٔاًۚ
Aslında onların buna dair bilgileri yoktu, sadece zanna uyuyorlar. Oysa zan gerçekten yana hiçbir şey ifade etmez.
28
فَاَعْرِضْ عَنْ مَنْ تَوَلّٰى عَنْ ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ اِلَّا الْحَيٰوةَ الدُّنْيَاۜ
O halde sen de Bizi anmaktan yüz çevirip de dünya hayatından ötesini istemeyen kimselere bakma!
29
ذٰلِكَ مَبْلَغُهُمْ مِنَ الْعِلْمِۜ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَب۪يلِه۪ وَهُوَ اَعْلَمُ بِمَنِ اهْتَدٰى
İşte budur onların ilimde erişebildikleri son sınır!. Şüphesiz Rabbin, O en iyi bilendir yolundan sapanı, hem de O en iyi bilendir hidayet yolunu tutanı.
30
وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۙ لِيَجْزِيَ الَّذ۪ينَ اَسَٓاؤُ۫ا بِمَا عَمِلُوا وَيَجْزِيَ الَّذ۪ينَ اَحْسَنُوا بِالْحُسْنٰىۚ
Bütün göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır! Sonunda kötülük yapanları yaptıkları ile cezalandıracak; güzellik yapanları da daha güzeliyle mükafatlandıracak!
31
اَلَّذ۪ينَ يَجْتَنِبُونَ كَـبَٓائِرَ الْاِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ اِلَّا اللَّمَمَۜ اِنَّ رَبَّكَ وَاسِعُ الْمَغْفِرَةِۜ هُوَ اَعْلَمُ بِكُمْ اِذْ اَنْشَاَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ وَاِذْ اَنْتُمْ اَجِنَّةٌ ف۪ي بُطُونِ اُمَّهَاتِكُمْۚ فَلَا تُزَكُّٓوا اَنْفُسَكُمْۜ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنِ اتَّقٰى۟
Onlar ki günahın büyüklerinden (vebalden) ve çirkef davranışlardan kaçınırlar, ancak ufak tefek kusurlar hariç; şüphesiz ki, Rabbin geniş mağfiretlidir. O sizin her halinizi en iyi bilendir, sizi topraktan meydana getirdiğinde ve sizler analarınızın karınlarında cenin halinde iken. Şimdi nefislerinizi temize çıkarmaya kalkışmayın! O'dur en iyi bilen günahtan korkup sakınanı!
32
اَفَرَاَيْتَ الَّذ۪ي تَوَلّٰىۙ
Şimdi gördün ya, o haktan yüz çevireni?
33
وَاَعْطٰى قَل۪يلاً وَاَكْدٰى
Biraz verip de dayatıvereni?
34
اَعِنْدَهُ عِلْمُ الْغَيْبِ فَهُوَ يَرٰى
Gaybın bilgisi yanında da görüyor mu?
35
اَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا ف۪ي صُحُفِ مُوسٰىۙ
Yoksa haber mi verilmedi Musa'nın sahifelerinde yazılı olanlar?
36
وَاِبْرٰه۪يمَ الَّذ۪ي وَفّٰىۙ
Ve çok vefakar olan İbrahim'inkindeki?
37
اَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىۙ
Ki, doğrusu hiçbir günahkar başkasının günahını çekecek değildir.
38
وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰىۙ
Doğrusu insanın çalıştığından başkası kendinin değildir.
39
وَاَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرٰىۖ
Ve elbette çalışması yarın görülecek,
40
ثُمَّ يُجْزٰيهُ الْجَزَٓاءَ الْاَوْفٰىۙ
Sonra ona en değerli mükafat verilecek.
41
وَاَنَّ اِلٰى رَبِّكَ الْمُنْتَهٰىۙ
Ve elbette sonunda Rabbine gidilecektir.
42
وَاَنَّهُ هُوَ اَضْحَكَ وَاَبْكٰىۙ
Doğrusu güldüren, ağlatan O'dur.
43
وَاَنَّهُ هُوَ اَمَاتَ وَاَحْيَاۙ
Doğrusu öldüren, dirilten O'dur.
44
وَاَنَّهُ خَلَقَ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰىۙ
Şüphesiz erkeği, dişiyi iki eş yaratan O'dur.
45
مِنْ نُطْفَةٍ اِذَا تُمْنٰىۖ
(Rahime) ekildiği zaman bir nutfeden.
46
وَاَنَّ عَلَيْهِ النَّشْاَةَ الْاُخْرٰىۙ
Şüphesiz sonraki yaratmada O'na aittir.
47
وَاَنَّهُ هُوَ اَغْنٰى وَاَقْنٰىۙ
Doğrusu zengin eden, sermaye veren de O'dur.
48
وَاَنَّهُ هُوَ رَبُّ الشِّعْرٰىۙ
Şüphesiz Şi'ra (yıldızı)nın Rabbi O'dur.
49
وَاَنَّـهُٓ اَهْلَكَ عَاداًۨ الْاُو۫لٰىۙ
Nitekim O helak etti önce gelen Ad'ı.
50
وَثَمُودَا۬ فَمَٓا اَبْـقٰىۙ
Ve Semud'u da hiç bırakmadı!.
51
وَقَوْمَ نُوحٍ مِنْ قَبْلُۜ اِنَّهُمْ كَانُوا هُمْ اَظْلَمَ وَاَطْغٰىۜ
Daha önce de Nuh kavmini (helak etmişti); çünkü onlar çok zalim ve çok azgındılar.
52
وَالْمُؤْتَفِكَةَ اَهْوٰىۙ
Mü'tefikey'i de haviyeye attı (altını üstüne getirdi).
53
فَغَشّٰيهَا مَا غَشّٰىۚ
Sardırttı da onlara o sardırdığını.
54
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكَ تَتَمَارٰى
Şimdi Rabbinin hangi nimetlerine kuşku duyarsın?
55
هٰذَا نَذ۪يرٌ مِنَ النُّذُرِ الْاُو۫لٰى
İşte bu, ilk uyarmalardan bir uyarmadır.
56
اَزِفَتِ الْاٰزِفَةُۚ
Yaklaşan yaklaştı.
57
لَيْسَ لَهَا مِنْ دُونِ اللّٰهِ كَاشِفَةٌ
Ona Allah'tan başka açıcı yoktur.
58
اَفَمِنْ هٰذَا الْحَد۪يثِ تَعْجَبُونَۙ
Şimdi siz bu söze mi şaşıyorsunuz?
59
وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَۙ
Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
60
وَاَنْتُمْ سَامِدُونَ
Siz mi kafa tutuyorsunuz ey gafiller?
61
فَاسْجُدُوا لِلّٰهِ وَاعْبُدُوا
Haydi secdeye kapanın ve kulluk edin!
62

Sureler

Mealler
Tûr Suresi
Önceki
Kamer Suresi
Sonraki