Sureler
Mealler
No Meal                    
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
1 Gerçekten biz sana açık bir zaferin kapılarını açtık ki.
2 Günahlarından yaptıklarını ve yapmadıklarını bağışlasın, senin üzerine nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola iletsin.
3 Ve Allah seni çok güçlü bir şekilde desteklesin.
4 İmanlarıyla birlikte, imanlarının daha çok artması için, inananların kalplerine sükuneti indiren O dur. Göklerin ve yeryüzünün ordularının sahibi de Allah dır. Allah her şeyi bilen ve her şeyin hükmünü verende O dur.
5 Böylece inanan erkeklerle inanan kadınları altlarından ırmakların aktığı cennetlere koyduğunda ve onların yapmış olduğu kötü amellerini silip kaldırdığında, o kimsenin Allah'ın yanında büyük bir kurtuluşa kavuşması demektir.
6 Allah ikiyüzlü erkeklerle ikiyüzlü kadınları, Allah'a ortak koşan erkeklerle ortak koşan kadınları ve Allah'a karşı kötü bir zan besleyenleri azaplandırması için, üzerlerine kötülüklerin dolaşmasını eksik etmemiş, onlara öfkelenmiş, onlara lanet etmiştir ve onlar için cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü kalınacak bir yer.
7 Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah çok güçlü olan ve her şeye hüküm verendir.
8 Biz seni yalnızca bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik ki.
9 İnsanlar Allah'a ve onun elçisine inansınlar, O na yardım etsinler, O nu ululayıp büyüklesinler ve sabah akşam O nu noksan sıfatlardan arındırıp yüceltsinler.
10 Sana inanıp bağlı kalacaklarını (biat edenler) bildirenler, Allah'a bağlı kalacaklarını bildirmiş olmaktadırlar. Allah'ın gücü ve kontrolü, onların gücünün üzerindir. Kim yaptığı antlaşmasını bozarsa, ancak kendi nefsini için bozmuştur. Kimde Allah ile yapmış olduğu ahitleşmeyi yerine getirirse, Allah ona büyük bir mükafat verecektir.
11 Araplardan geride kalanlar sana "Mallarımız ve ailemiz bizi oyaladı, bizi bağışla" diyenler var. Onlar kalplerinde olmayan şeyleri sana dilleriyle söylüyorlar. Onlara deki "Allah size bir zarar vermeyi dilerse veya size bir fayda vermeyi dilerse, Allah'ın bu yapacaklarına kim engel olabilir ki?" Hayır, Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
12 (Ey iki yüzlüler) Siz, Allah'ın elçisinin ve inananların (bu savaştan) asla evlerine geri dönemeyeceklerini zannetmiştiniz. (Onlar savaşa çıktıklarında) Siz kalplerinizde hep bunu hayal ettiniz ve hep haklarında kötü düşündünüz. Siz iflah olmaz bir topluluksunuz.
13 Kim Allah'a ve O nun elçisine inanmazsa, karşılığında, doğruları inkar edenler için bizde cehennem ateşini hazırladık.
14 Göklerin ve yeryüzünün mülkü Allah'a aittir. O dilediğini bağışlar ve dilediğine de azap eder. Allah bağışlayan ve her şeyin hükmünü verendir.
15 Geride kalanlar, sizin elde ettiğiniz ganimetlerle geri döndüğünüzde "Bırakmadınız ki (savaşa gitmek için) size katılalım" diyecekler. Onlar Allah'ın sözlerini değiştirmeyi istiyorlar. Onlara deki "(Savaşa gitmeden) Daha önce Allah'ın bize bildirdiğine göre siz, bize kesinlikle katılmayacaktınız." Bu söylediğine karşılık onlarda "Hayır! Siz bizi kıskanıyorsunuz" diyecekler. Tam tersine, onların pek azı, bu olayları düşünüp anlayabiliyor.
16 Araplardan geride kalanlara deki " Çok güçlü ordusu olan bir toplulukla savaşmak üzere, çağrılacaksınız. Onlarla karşılıklı savaşacaksınız veya onlar teslim olacaklar. Eğer (sizi çağıran elçiye) itaat ederseniz, Allah size güzel bir karşılık verecektir. Ama önceki kaçtığınız gibi tekrar sırtınızı dönüp kaçarsanız, o zaman Allah, acıklı bir azapla size azap eder.
17 Gözleri görmeyen, ayakları sakat olan ve hasta olan için savaşa gitmemelerinde bir sorumluluk yoktur. Kim Allah'a ve O nun elçisine itaat ederse, Allah onu altlarından ırmakların aktığı cennetlere koyacaktır. Kimde savaşmaktan kaçarsa, ona da acıklı bir azapla azap edecektir.
18 Ağacın altında, sana itaat edeceklerine dair antlaşma yapanlardan, Allah kesinlikle razı olmuştur. Allah, elbetteki onların kalplerinde olanları bilmektedir. Bundan dolayı Allah onların üzerine sükunet indirmiş ve onlara yakın bir zafer kazandırmıştır.
19 (Allah'ın yardımıyla) Pek çok ganimet elde etmişlerdir. Allah çok güçlü ve her şeyin hükmünü verendir.
21 Aklınızdan geçmeyen daha başka şeyleri de size (verecek). (Elde edeceğiniz) Ganimetler Allah'ın kontrolün de olup, Allah her şeye gücü yeten ve her şeyi planlayandır.
22 Doğruları inkar edenler sizinle savaşırlarsa, arkalarına dönüp kaçarlar, Sonra onlar ne kendilerini koruyacak, nede yardım edecek birisini bulabilirler.
23 Bunlar, Allah'ın geçmişte yaşamış insanlar arasında uyguladığı değişmez kurallarıdır. Allah'ın koyduğu kurallarda asla bir değişiklik bulamazsın.
24 Allah, müşriklere karşı size kesin bir zafer verdikten sonra, artık bundan böyle Mekke'nin içinde müşriklerin ellerini sizden çeken ve sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Allah yaptıklarınızı görendir.
25 O doğruları inkar edenler, sizi ve insanların Rableri için gönülden adadıkları kurbanların, Mescid-i Haramdaki kurban edilme yerlerine ulaşmasına engel olanlardır. Mekke de müşriklerin arasında yaşayan, ama sizin tanımadığınız inanan erkekler ve inanan kadınlardan birileri olmasaydı, siz (Mekke ye savaşarak girseydiniz) onları de ezip geçmeniz gerekecekti, o zaman haberiniz olmadan o Mekke deki inananlardan bir direnç ve savunmayla karşılaşacaktınız. Allah kullarından dilediğini rahmetinin içine koymak için (sizin Mekke ye savaşarak girmenizi engelledi). Eğer siz müşriklerin içinde yaşayan inananları ayırt edebilseydiniz, Mekke deki Allah'ın dinini inkar edenleri acıklı bir azapla azaplandırırdık.
26 Kalplerindeki geleneklerine bağlı, cahiliyyet taassubu ile (peygamberin uyarılarına) karşı çıktıklarında, Allah, elçisine ve inananların kalplerine bir sakinlik (sekine) indirmiş ve onları korunacakları sözlerle donatmıştı. Çünkü, Allah'ın elçisi ve inananlar, Allah'ın bu yardımını hak etmiş ve buna daha layıktılar. Elbette ki Allah her şeyi en iyi bilendir.
27 Allah, elçisinin rüyasını doğrulamış ve Allah'ın dilemesiyle Mescid-i Haram'a güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve namazlarınızı kısaltarak korku duymadan girmenizi sağlamıştır. Allah sizin bilmediklerinizi bilir. Sonra sizin için pek çok, yakın zaferler hazırlamıştır.
28 O size elçisini, doğru yolu gösteren bir rehber ve hak bir dinle diğer dinlerin üzerine, onları hükümsüz kılmak için göndermiş olup, buna bizatihi Allah da şahitlik etmektedir.
29 Muhammed Allah'ın elçisidir ve Allah'ın elçisiyle beraber olanlar, doğruları inkar edenlere karşı sert ve şiddetli oldukları halde, kendi aralarında merhametlidirler. Sen onları (Allah'a) saygı ile eğilirken (rüku ederken) ve yüzüstü secde ederken görürsün. Onlar Allah'ın razılığını kazanmak için lütfundan kendilerine (rızık) bağışlamasını isterler. Onların simalarını secde izlerinden tanırsın. Tevrat da ve İncil de onların benzerleri vardı. Filiz veren ekin gibi, Allah o filizi güçlendirir, gövdesi üzerinde sertleşir ve toplanacak duruma geldiğinde, çiftçilerin hoşuna gider ki, bu misalle Allah inkar edenlerin öfkelerini artırır. Allah, onların içinden iman edip salih amel işleyenlere bağışlanma ve büyük bir mükafat vaat etmiştir.
                    Arapça No
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحاً مُب۪يناًۙ 1
لِيَغْفِرَ لَكَ اللّٰهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَاَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَيَهْدِيَكَ صِرَاطاً مُسْتَق۪يماًۙ 2
وَيَنْصُرَكَ اللّٰهُ نَصْراً عَز۪يزاً 3
هُوَ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ السَّك۪ينَةَ ف۪ي قُلُوبِ الْمُؤْمِن۪ينَ لِيَزْدَادُٓوا ا۪يمَاناً مَعَ ا۪يمَانِهِمْۜ وَلِلّٰهِ جُنُودُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يماً حَك۪يماًۙ 4
لِيُدْخِلَ الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَا وَيُكَفِّرَ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عِنْدَ اللّٰهِ فَوْزاً عَظ۪يماًۙ 5
وَيُعَذِّبَ الْمُنَافِق۪ينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْمُشْرِك۪ينَ وَالْمُشْرِكَاتِ الظَّٓانّ۪ينَ بِاللّٰهِ ظَنَّ السَّوْءِۜ عَلَيْهِمْ دَٓائِرَةُ السَّوْءِۚ وَغَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ وَلَعَنَهُمْ وَاَعَدَّ لَهُمْ جَهَنَّمَۜ وَسَٓاءَتْ مَص۪يراً 6
وَلِلّٰهِ جُنُودُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزاً حَك۪يماً 7
اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ شَاهِداً وَمُبَشِّراً وَنَذ۪يراًۙ 8
لِتُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُۜ وَتُسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَص۪يلاً 9
اِنَّ الَّذ۪ينَ يُبَايِعُونَكَ اِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللّٰهَۜ يَدُ اللّٰهِ فَوْقَ اَيْد۪يهِمْۚ فَمَنْ نَكَثَ فَاِنَّمَا يَنْكُثُ عَلٰى نَفْسِه۪ۚ وَمَنْ اَوْفٰى بِمَا عَاهَدَ عَلَيْهُ اللّٰهَ فَسَيُؤْت۪يهِ اَجْراً عَظ۪يماً۟ 10
سَيَقُولُ لَكَ الْمُخَلَّفُونَ مِنَ الْاَعْرَابِ شَغَلَتْنَٓا اَمْوَالُنَا وَاَهْلُونَا فَاسْتَغْفِرْ لَنَاۚ يَقُولُونَ بِاَلْسِنَتِهِمْ مَا لَيْسَ ف۪ي قُلُوبِهِمْۜ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ لَكُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاً اِنْ اَرَادَ بِكُمْ ضَراًّ اَوْ اَرَادَ بِكُمْ نَفْعاًۜ بَلْ كَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يراً 11
بَلْ ظَنَنْتُمْ اَنْ لَنْ يَنْقَلِبَ الرَّسُولُ وَالْمُؤْمِنُونَ اِلٰٓى اَهْل۪يهِمْ اَبَداً وَزُيِّنَ ذٰلِكَ ف۪ي قُلُوبِكُمْ وَظَنَنْتُمْ ظَنَّ السَّوْءِۚ وَكُنْتُمْ قَوْماً بُوراً 12
وَمَنْ لَمْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ فَاِنَّٓا اَعْتَدْنَا لِلْكَافِر۪ينَ سَع۪يراً 13
وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ يَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُوراً رَح۪يماً 14
سَيَقُولُ الْمُخَلَّفُونَ اِذَا انْطَلَقْتُمْ اِلٰى مَغَانِمَ لِتَأْخُذُوهَا ذَرُونَا نَتَّبِعْكُمْۚ يُر۪يدُونَ اَنْ يُبَدِّلُوا كَلَامَ اللّٰهِۜ قُلْ لَنْ تَتَّبِعُونَا كَذٰلِكُمْ قَالَ اللّٰهُ مِنْ قَبْلُۚ فَسَيَقُولُونَ بَلْ تَحْسُدُونَنَاۜ بَلْ كَانُوا لَا يَفْقَهُونَ اِلَّا قَل۪يلاً 15
قُلْ لِلْمُخَلَّف۪ينَ مِنَ الْاَعْرَابِ سَتُدْعَوْنَ اِلٰى قَوْمٍ اُو۬ل۪ي بَأْسٍ شَد۪يدٍ تُقَاتِلُونَهُمْ اَوْ يُسْلِمُونَۚ فَاِنْ تُط۪يعُوا يُؤْتِكُمُ اللّٰهُ اَجْراً حَسَناًۚ وَاِنْ تَتَوَلَّوْا كَمَا تَوَلَّيْتُمْ مِنْ قَبْلُ يُعَذِّبْكُمْ عَذَاباً اَل۪يماً 16
لَيْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَر۪يضِ حَرَجٌۜ وَمَنْ يُطِـعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ وَمَنْ يَتَوَلَّ يُعَذِّبْهُ عَذَاباً اَل۪يماً۟ 17
لَقَدْ رَضِيَ اللّٰهُ عَنِ الْمُؤْمِن۪ينَ اِذْ يُبَايِعُونَكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا ف۪ي قُلُوبِهِمْ فَاَنْزَلَ السَّك۪ينَةَ عَلَيْهِمْ وَاَثَابَهُمْ فَتْحاً قَر۪يباًۙ 18
وَمَغَانِمَ كَث۪يرَةً يَأْخُذُونَهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزاً حَك۪يماً 19
وَعَدَكُمُ اللّٰهُ مَغَانِمَ كَث۪يرَةً تَأْخُذُونَهَا فَعَجَّلَ لَكُمْ هٰذِه۪ وَكَفَّ اَيْدِيَ النَّاسِ عَنْكُمْۚ وَلِتَكُونَ اٰيَةً لِلْمُؤْمِن۪ينَ وَيَهْدِيَكُمْ صِرَاطاً مُسْتَق۪يماًۙ 20
وَاُخْرٰى لَمْ تَقْدِرُوا عَلَيْهَا قَدْ اَحَاطَ اللّٰهُ بِهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يراً 21
وَلَوْ قَاتَلَكُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوَلَّوُا الْاَدْبَارَ ثُمَّ لَا يَجِدُونَ وَلِياًّ وَلَا نَص۪يراً 22
سُنَّةَ اللّٰهِ الَّت۪ي قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلُۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْد۪يلاً 23
وَهُوَ الَّذ۪ي كَفَّ اَيْدِيَهُمْ عَنْكُمْ وَاَيْدِيَكُمْ عَنْهُمْ بِبَطْنِ مَكَّةَ مِنْ بَعْدِ اَنْ اَظْفَرَكُمْ عَلَيْهِمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يراً 24
هُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَصَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَالْهَدْيَ مَعْكُوفاً اَنْ يَبْلُغَ مَحِلَّهُۜ وَلَوْلَا رِجَالٌ مُؤْمِنُونَ وَنِسَٓاءٌ مُؤْمِنَاتٌ لَمْ تَعْلَمُوهُمْ اَنْ تَطَؤُ۫هُمْ فَتُص۪يبَكُمْ مِنْهُمْ مَعَرَّةٌ بِغَيْرِ عِلْمٍۚ لِيُدْخِلَ اللّٰهُ ف۪ي رَحْمَتِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۚ لَوْ تَزَيَّلُوا لَعَذَّبْنَا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَاباً اَل۪يماً 25
اِذْ جَعَلَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ف۪ي قُلُوبِهِمُ الْحَمِيَّةَ حَمِيَّةَ الْجَاهِلِيَّةِ فَاَنْزَلَ اللّٰهُ سَك۪ينَتَهُ عَلٰى رَسُولِه۪ وَعَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ وَاَلْزَمَهُمْ كَلِمَةَ التَّقْوٰى وَكَانُٓوا اَحَقَّ بِهَا وَاَهْلَهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يماً۟ 26
لَقَدْ صَدَقَ اللّٰهُ رَسُولَهُ الرُّءْيَا بِالْحَقِّۚ لَتَدْخُلُنَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ اٰمِن۪ينَۙ مُحَلِّق۪ينَ رُؤُ۫سَكُمْ وَمُقَصِّر۪ينَۙ لَا تَخَافُونَۜ فَعَلِمَ مَا لَمْ تَعْلَمُوا فَجَعَلَ مِنْ دُونِ ذٰلِكَ فَتْحاً قَر۪يباً 27
هُوَ الَّـذ۪ٓي اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَد۪ينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّ۪ينِ كُلِّه۪ۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يداًۜ 28
مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِۜ وَالَّذ۪ينَ مَعَهُٓ اَشِدَّٓاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَٓاءُ بَيْنَهُمْ تَرٰيهُمْ رُكَّعاً سُجَّداً يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَاناًۘ س۪يمَاهُمْ ف۪ي وُجُوهِهِمْ مِنْ اَثَرِ السُّجُودِۜ ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰيةِۚۛ وَمَثَلُهُمْ فِي الْاِنْج۪يلِ۠ۛ كَزَرْعٍ اَخْرَجَ شَطْـَٔهُ۫ فَاٰزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوٰى عَلٰى سُوقِه۪ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغ۪يظَ بِهِمُ الْكُفَّارَۜ وَعَدَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْراً عَظ۪يماً 29
                    Ayet No
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
اِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحاً مُب۪يناًۙ
Gerçekten biz sana açık bir zaferin kapılarını açtık ki.
1
لِيَغْفِرَ لَكَ اللّٰهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَاَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَيَهْدِيَكَ صِرَاطاً مُسْتَق۪يماًۙ
Günahlarından yaptıklarını ve yapmadıklarını bağışlasın, senin üzerine nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola iletsin.
2
وَيَنْصُرَكَ اللّٰهُ نَصْراً عَز۪يزاً
Ve Allah seni çok güçlü bir şekilde desteklesin.
3
هُوَ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ السَّك۪ينَةَ ف۪ي قُلُوبِ الْمُؤْمِن۪ينَ لِيَزْدَادُٓوا ا۪يمَاناً مَعَ ا۪يمَانِهِمْۜ وَلِلّٰهِ جُنُودُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يماً حَك۪يماًۙ
İmanlarıyla birlikte, imanlarının daha çok artması için, inananların kalplerine sükuneti indiren O dur. Göklerin ve yeryüzünün ordularının sahibi de Allah dır. Allah her şeyi bilen ve her şeyin hükmünü verende O dur.
4
لِيُدْخِلَ الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَا وَيُكَفِّرَ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عِنْدَ اللّٰهِ فَوْزاً عَظ۪يماًۙ
Böylece inanan erkeklerle inanan kadınları altlarından ırmakların aktığı cennetlere koyduğunda ve onların yapmış olduğu kötü amellerini silip kaldırdığında, o kimsenin Allah'ın yanında büyük bir kurtuluşa kavuşması demektir.
5
وَيُعَذِّبَ الْمُنَافِق۪ينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْمُشْرِك۪ينَ وَالْمُشْرِكَاتِ الظَّٓانّ۪ينَ بِاللّٰهِ ظَنَّ السَّوْءِۜ عَلَيْهِمْ دَٓائِرَةُ السَّوْءِۚ وَغَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ وَلَعَنَهُمْ وَاَعَدَّ لَهُمْ جَهَنَّمَۜ وَسَٓاءَتْ مَص۪يراً
Allah ikiyüzlü erkeklerle ikiyüzlü kadınları, Allah'a ortak koşan erkeklerle ortak koşan kadınları ve Allah'a karşı kötü bir zan besleyenleri azaplandırması için, üzerlerine kötülüklerin dolaşmasını eksik etmemiş, onlara öfkelenmiş, onlara lanet etmiştir ve onlar için cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü kalınacak bir yer.
6
وَلِلّٰهِ جُنُودُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزاً حَك۪يماً
Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah çok güçlü olan ve her şeye hüküm verendir.
7
اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ شَاهِداً وَمُبَشِّراً وَنَذ۪يراًۙ
Biz seni yalnızca bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik ki.
8
لِتُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُۜ وَتُسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَص۪يلاً
İnsanlar Allah'a ve onun elçisine inansınlar, O na yardım etsinler, O nu ululayıp büyüklesinler ve sabah akşam O nu noksan sıfatlardan arındırıp yüceltsinler.
9
اِنَّ الَّذ۪ينَ يُبَايِعُونَكَ اِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللّٰهَۜ يَدُ اللّٰهِ فَوْقَ اَيْد۪يهِمْۚ فَمَنْ نَكَثَ فَاِنَّمَا يَنْكُثُ عَلٰى نَفْسِه۪ۚ وَمَنْ اَوْفٰى بِمَا عَاهَدَ عَلَيْهُ اللّٰهَ فَسَيُؤْت۪يهِ اَجْراً عَظ۪يماً۟
Sana inanıp bağlı kalacaklarını (biat edenler) bildirenler, Allah'a bağlı kalacaklarını bildirmiş olmaktadırlar. Allah'ın gücü ve kontrolü, onların gücünün üzerindir. Kim yaptığı antlaşmasını bozarsa, ancak kendi nefsini için bozmuştur. Kimde Allah ile yapmış olduğu ahitleşmeyi yerine getirirse, Allah ona büyük bir mükafat verecektir.
10
سَيَقُولُ لَكَ الْمُخَلَّفُونَ مِنَ الْاَعْرَابِ شَغَلَتْنَٓا اَمْوَالُنَا وَاَهْلُونَا فَاسْتَغْفِرْ لَنَاۚ يَقُولُونَ بِاَلْسِنَتِهِمْ مَا لَيْسَ ف۪ي قُلُوبِهِمْۜ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ لَكُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاً اِنْ اَرَادَ بِكُمْ ضَراًّ اَوْ اَرَادَ بِكُمْ نَفْعاًۜ بَلْ كَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يراً
Araplardan geride kalanlar sana "Mallarımız ve ailemiz bizi oyaladı, bizi bağışla" diyenler var. Onlar kalplerinde olmayan şeyleri sana dilleriyle söylüyorlar. Onlara deki "Allah size bir zarar vermeyi dilerse veya size bir fayda vermeyi dilerse, Allah'ın bu yapacaklarına kim engel olabilir ki?" Hayır, Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
11
بَلْ ظَنَنْتُمْ اَنْ لَنْ يَنْقَلِبَ الرَّسُولُ وَالْمُؤْمِنُونَ اِلٰٓى اَهْل۪يهِمْ اَبَداً وَزُيِّنَ ذٰلِكَ ف۪ي قُلُوبِكُمْ وَظَنَنْتُمْ ظَنَّ السَّوْءِۚ وَكُنْتُمْ قَوْماً بُوراً
(Ey iki yüzlüler) Siz, Allah'ın elçisinin ve inananların (bu savaştan) asla evlerine geri dönemeyeceklerini zannetmiştiniz. (Onlar savaşa çıktıklarında) Siz kalplerinizde hep bunu hayal ettiniz ve hep haklarında kötü düşündünüz. Siz iflah olmaz bir topluluksunuz.
12
وَمَنْ لَمْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ فَاِنَّٓا اَعْتَدْنَا لِلْكَافِر۪ينَ سَع۪يراً
Kim Allah'a ve O nun elçisine inanmazsa, karşılığında, doğruları inkar edenler için bizde cehennem ateşini hazırladık.
13
وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ يَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُوراً رَح۪يماً
Göklerin ve yeryüzünün mülkü Allah'a aittir. O dilediğini bağışlar ve dilediğine de azap eder. Allah bağışlayan ve her şeyin hükmünü verendir.
14
سَيَقُولُ الْمُخَلَّفُونَ اِذَا انْطَلَقْتُمْ اِلٰى مَغَانِمَ لِتَأْخُذُوهَا ذَرُونَا نَتَّبِعْكُمْۚ يُر۪يدُونَ اَنْ يُبَدِّلُوا كَلَامَ اللّٰهِۜ قُلْ لَنْ تَتَّبِعُونَا كَذٰلِكُمْ قَالَ اللّٰهُ مِنْ قَبْلُۚ فَسَيَقُولُونَ بَلْ تَحْسُدُونَنَاۜ بَلْ كَانُوا لَا يَفْقَهُونَ اِلَّا قَل۪يلاً
Geride kalanlar, sizin elde ettiğiniz ganimetlerle geri döndüğünüzde "Bırakmadınız ki (savaşa gitmek için) size katılalım" diyecekler. Onlar Allah'ın sözlerini değiştirmeyi istiyorlar. Onlara deki "(Savaşa gitmeden) Daha önce Allah'ın bize bildirdiğine göre siz, bize kesinlikle katılmayacaktınız." Bu söylediğine karşılık onlarda "Hayır! Siz bizi kıskanıyorsunuz" diyecekler. Tam tersine, onların pek azı, bu olayları düşünüp anlayabiliyor.
15
قُلْ لِلْمُخَلَّف۪ينَ مِنَ الْاَعْرَابِ سَتُدْعَوْنَ اِلٰى قَوْمٍ اُو۬ل۪ي بَأْسٍ شَد۪يدٍ تُقَاتِلُونَهُمْ اَوْ يُسْلِمُونَۚ فَاِنْ تُط۪يعُوا يُؤْتِكُمُ اللّٰهُ اَجْراً حَسَناًۚ وَاِنْ تَتَوَلَّوْا كَمَا تَوَلَّيْتُمْ مِنْ قَبْلُ يُعَذِّبْكُمْ عَذَاباً اَل۪يماً
Araplardan geride kalanlara deki " Çok güçlü ordusu olan bir toplulukla savaşmak üzere, çağrılacaksınız. Onlarla karşılıklı savaşacaksınız veya onlar teslim olacaklar. Eğer (sizi çağıran elçiye) itaat ederseniz, Allah size güzel bir karşılık verecektir. Ama önceki kaçtığınız gibi tekrar sırtınızı dönüp kaçarsanız, o zaman Allah, acıklı bir azapla size azap eder.
16
لَيْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَر۪يضِ حَرَجٌۜ وَمَنْ يُطِـعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ وَمَنْ يَتَوَلَّ يُعَذِّبْهُ عَذَاباً اَل۪يماً۟
Gözleri görmeyen, ayakları sakat olan ve hasta olan için savaşa gitmemelerinde bir sorumluluk yoktur. Kim Allah'a ve O nun elçisine itaat ederse, Allah onu altlarından ırmakların aktığı cennetlere koyacaktır. Kimde savaşmaktan kaçarsa, ona da acıklı bir azapla azap edecektir.
17
لَقَدْ رَضِيَ اللّٰهُ عَنِ الْمُؤْمِن۪ينَ اِذْ يُبَايِعُونَكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا ف۪ي قُلُوبِهِمْ فَاَنْزَلَ السَّك۪ينَةَ عَلَيْهِمْ وَاَثَابَهُمْ فَتْحاً قَر۪يباًۙ
Ağacın altında, sana itaat edeceklerine dair antlaşma yapanlardan, Allah kesinlikle razı olmuştur. Allah, elbetteki onların kalplerinde olanları bilmektedir. Bundan dolayı Allah onların üzerine sükunet indirmiş ve onlara yakın bir zafer kazandırmıştır.
18
وَمَغَانِمَ كَث۪يرَةً يَأْخُذُونَهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزاً حَك۪يماً
(Allah'ın yardımıyla) Pek çok ganimet elde etmişlerdir. Allah çok güçlü ve her şeyin hükmünü verendir.
19
وَعَدَكُمُ اللّٰهُ مَغَانِمَ كَث۪يرَةً تَأْخُذُونَهَا فَعَجَّلَ لَكُمْ هٰذِه۪ وَكَفَّ اَيْدِيَ النَّاسِ عَنْكُمْۚ وَلِتَكُونَ اٰيَةً لِلْمُؤْمِن۪ينَ وَيَهْدِيَكُمْ صِرَاطاً مُسْتَق۪يماًۙ
Aklınızdan geçmeyen daha başka şeyleri de size (verecek). (Elde edeceğiniz) Ganimetler Allah'ın kontrolün de olup, Allah her şeye gücü yeten ve her şeyi planlayandır.
20
وَاُخْرٰى لَمْ تَقْدِرُوا عَلَيْهَا قَدْ اَحَاطَ اللّٰهُ بِهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يراً
Doğruları inkar edenler sizinle savaşırlarsa, arkalarına dönüp kaçarlar, Sonra onlar ne kendilerini koruyacak, nede yardım edecek birisini bulabilirler.
21
وَلَوْ قَاتَلَكُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوَلَّوُا الْاَدْبَارَ ثُمَّ لَا يَجِدُونَ وَلِياًّ وَلَا نَص۪يراً
Bunlar, Allah'ın geçmişte yaşamış insanlar arasında uyguladığı değişmez kurallarıdır. Allah'ın koyduğu kurallarda asla bir değişiklik bulamazsın.
22
سُنَّةَ اللّٰهِ الَّت۪ي قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلُۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْد۪يلاً
Allah, müşriklere karşı size kesin bir zafer verdikten sonra, artık bundan böyle Mekke'nin içinde müşriklerin ellerini sizden çeken ve sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Allah yaptıklarınızı görendir.
23
وَهُوَ الَّذ۪ي كَفَّ اَيْدِيَهُمْ عَنْكُمْ وَاَيْدِيَكُمْ عَنْهُمْ بِبَطْنِ مَكَّةَ مِنْ بَعْدِ اَنْ اَظْفَرَكُمْ عَلَيْهِمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يراً
O doğruları inkar edenler, sizi ve insanların Rableri için gönülden adadıkları kurbanların, Mescid-i Haramdaki kurban edilme yerlerine ulaşmasına engel olanlardır. Mekke de müşriklerin arasında yaşayan, ama sizin tanımadığınız inanan erkekler ve inanan kadınlardan birileri olmasaydı, siz (Mekke ye savaşarak girseydiniz) onları de ezip geçmeniz gerekecekti, o zaman haberiniz olmadan o Mekke deki inananlardan bir direnç ve savunmayla karşılaşacaktınız. Allah kullarından dilediğini rahmetinin içine koymak için (sizin Mekke ye savaşarak girmenizi engelledi). Eğer siz müşriklerin içinde yaşayan inananları ayırt edebilseydiniz, Mekke deki Allah'ın dinini inkar edenleri acıklı bir azapla azaplandırırdık.
24
هُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَصَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَالْهَدْيَ مَعْكُوفاً اَنْ يَبْلُغَ مَحِلَّهُۜ وَلَوْلَا رِجَالٌ مُؤْمِنُونَ وَنِسَٓاءٌ مُؤْمِنَاتٌ لَمْ تَعْلَمُوهُمْ اَنْ تَطَؤُ۫هُمْ فَتُص۪يبَكُمْ مِنْهُمْ مَعَرَّةٌ بِغَيْرِ عِلْمٍۚ لِيُدْخِلَ اللّٰهُ ف۪ي رَحْمَتِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۚ لَوْ تَزَيَّلُوا لَعَذَّبْنَا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَاباً اَل۪يماً
Kalplerindeki geleneklerine bağlı, cahiliyyet taassubu ile (peygamberin uyarılarına) karşı çıktıklarında, Allah, elçisine ve inananların kalplerine bir sakinlik (sekine) indirmiş ve onları korunacakları sözlerle donatmıştı. Çünkü, Allah'ın elçisi ve inananlar, Allah'ın bu yardımını hak etmiş ve buna daha layıktılar. Elbette ki Allah her şeyi en iyi bilendir.
25
اِذْ جَعَلَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ف۪ي قُلُوبِهِمُ الْحَمِيَّةَ حَمِيَّةَ الْجَاهِلِيَّةِ فَاَنْزَلَ اللّٰهُ سَك۪ينَتَهُ عَلٰى رَسُولِه۪ وَعَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ وَاَلْزَمَهُمْ كَلِمَةَ التَّقْوٰى وَكَانُٓوا اَحَقَّ بِهَا وَاَهْلَهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يماً۟
Allah, elçisinin rüyasını doğrulamış ve Allah'ın dilemesiyle Mescid-i Haram'a güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve namazlarınızı kısaltarak korku duymadan girmenizi sağlamıştır. Allah sizin bilmediklerinizi bilir. Sonra sizin için pek çok, yakın zaferler hazırlamıştır.
26
لَقَدْ صَدَقَ اللّٰهُ رَسُولَهُ الرُّءْيَا بِالْحَقِّۚ لَتَدْخُلُنَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ اٰمِن۪ينَۙ مُحَلِّق۪ينَ رُؤُ۫سَكُمْ وَمُقَصِّر۪ينَۙ لَا تَخَافُونَۜ فَعَلِمَ مَا لَمْ تَعْلَمُوا فَجَعَلَ مِنْ دُونِ ذٰلِكَ فَتْحاً قَر۪يباً
O size elçisini, doğru yolu gösteren bir rehber ve hak bir dinle diğer dinlerin üzerine, onları hükümsüz kılmak için göndermiş olup, buna bizatihi Allah da şahitlik etmektedir.
27
هُوَ الَّـذ۪ٓي اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَد۪ينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّ۪ينِ كُلِّه۪ۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يداًۜ
Muhammed Allah'ın elçisidir ve Allah'ın elçisiyle beraber olanlar, doğruları inkar edenlere karşı sert ve şiddetli oldukları halde, kendi aralarında merhametlidirler. Sen onları (Allah'a) saygı ile eğilirken (rüku ederken) ve yüzüstü secde ederken görürsün. Onlar Allah'ın razılığını kazanmak için lütfundan kendilerine (rızık) bağışlamasını isterler. Onların simalarını secde izlerinden tanırsın. Tevrat da ve İncil de onların benzerleri vardı. Filiz veren ekin gibi, Allah o filizi güçlendirir, gövdesi üzerinde sertleşir ve toplanacak duruma geldiğinde, çiftçilerin hoşuna gider ki, bu misalle Allah inkar edenlerin öfkelerini artırır. Allah, onların içinden iman edip salih amel işleyenlere bağışlanma ve büyük bir mükafat vaat etmiştir.
28
مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِۜ وَالَّذ۪ينَ مَعَهُٓ اَشِدَّٓاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَٓاءُ بَيْنَهُمْ تَرٰيهُمْ رُكَّعاً سُجَّداً يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَاناًۘ س۪يمَاهُمْ ف۪ي وُجُوهِهِمْ مِنْ اَثَرِ السُّجُودِۜ ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰيةِۚۛ وَمَثَلُهُمْ فِي الْاِنْج۪يلِ۠ۛ كَزَرْعٍ اَخْرَجَ شَطْـَٔهُ۫ فَاٰزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوٰى عَلٰى سُوقِه۪ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغ۪يظَ بِهِمُ الْكُفَّارَۜ وَعَدَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْراً عَظ۪يماً

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined offset: 28

Filename: views/sure_view.php

Line Number: 347

Backtrace:

File: /home/kuranikerimmeali/domains/kuranikerimmeali.net/public_html/uygulama/views/sure_view.php
Line: 347
Function: _error_handler

File: /home/kuranikerimmeali/domains/kuranikerimmeali.net/public_html/uygulama/libraries/Template.php
Line: 222
Function: view

File: /home/kuranikerimmeali/domains/kuranikerimmeali.net/public_html/uygulama/controllers/Sureler.php
Line: 83
Function: render

File: /home/kuranikerimmeali/domains/kuranikerimmeali.net/public_html/index.php
Line: 315
Function: require_once

29

Sureler

Mealler